Alman Halı Saha Maçından Neler Öğrendim?

Yaklaşık 2 yıldır sadece Segmentify‘la ilgilendiğim için sanırım, öncesinde düzenli gittiğim halı sahalardan uzak kalmıştım. Spor malum çok önemli, bende Alman dostlar halı saha organizasyonu olduğunu duyunca hemen atladım gittim. 2 saate öğrendiklerimin azı futbolla, çoğu hayatla ilgili oldu. İlk başta alt tarafı bir halı saha maçı diyebilirsiniz fakat o kadar etkinlendim ki, sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Alman motoru

Alman motoru

Bir Alman İçin Spor

Önce tesislerden bahsetmek lazım. Maçı oyanayacağımız yere gittiğimde devasa bir spor kompleksiyle karşılaştım. Hiç abartmaya gerek yok. Kapalı hentbol, voleybol sahaları, basket bol sahaları (ayrı ayrı), duşlar giyinme yerleri, kondisyon alanları vs. Dışarıda tahminimce gerçek çime çok yakın bir standart futbol sahası, bir tane de bizim oynadığımız standart sahadan biraz daha küçük olanı. Tüm bu tesislerin ücretsiz olduğunu, inanılmaz bakımlı olduğunu, gece maçı ışıklar yanacak ekstra ücret falan gibi şeylerin olmadığını zaten belirtmeye gerek yok.

alman halı saha

alman halı sahadan bir örnek

Soyunma odasından, yelekler, yaklaşık 10 top, dubalarla falan çıkınca önce biraz şaşırdım tabi. Ben klasik 10 dakika ısınırız, sonra yelekler giyilir maça başlarız diye düşünürken bambaşka bir “spor” anlayışıyla karşılaştım. Önce toplu koşuyla başladık tüm sahayı dönerek (20 dakika). Zaten ben klasik “Türk” olmamın yanında 2 yıldır sıfır kondisyonla birlikte 3. turda koşuyu bıraktım (Sergen styla).

Sonra kültür fizik hareketleri (10 dakika). Bu arada dubalar çıktı sahneye. Yaklaşık 15 kişiydik ve 3’erli gruplara ayrıldık, dubalarla alanları belirlediler ve kısa pas çalışması yaptık. Sonrasında dubalar kalktı, yelekler giyildi ve maç başlamadı, hayır 🙂 Yarı sahada ortada sıçan oynamaya başladık (20 dakika). Özellikle bu ortada sıçan oyununda 7’ye 7 gibi diyelim, taktikler başladı. Evet bildiğiniz Almanca iki takımında kaptanı, öne gel, yakın kal, topu almadan atacağın yeri belirle gibi benim anladığım ve daha fazlası. Bu oyun bittiğinde ben zaten bitmiştim. 50 dakika geçti ve biz daha maça başlamadık. Benim zaten olmayan kondisyon buraya kadar. Sanırsın 3.Lig takımı antremana çıkmışız. Yok ya, bildiğin işinde gücünde adamlar toplanmış “Spor” yapıyoruz.

ve ben anladım ki, bir Alman için “Spor” işte böyle oluyor.

Almanlar için Futbol

Artık maça başlayabiliriz dendi. Bana sordu bizim kaptan, nerede oynarsın diye, ben koşabileceğimden şüpheliyim dediğimde o zaman forvete geç dedi. Mantıklı, orada durur top gelince vururum. Olmadı. Çünkü maç başladı baktım karşı takım defansı çizgi halinde, lan ofsayt tatkiğimi var acaba derken, top ayağıma geldi, kaleciyle karşı karşıyayım, abside! diye bağırdılar. Geçmiş olsun, 7’ye 7 halı sahada futbol “Sporu” yapıyoruz ve ofsayt var (30 dakika). Neyse, benden bu kadar dedim ve saha kenarına geçtim.

Bu maçı bitirdiler, sonra kaleleri taç çizgilerine konumlandırarak, daha dar alanda ikinci maça geçildi (30 dakika).

bir başka spor merkezi

bir başka spor merkezi

Taktik var, Strateji var, Şansa yer yok.

1. Almanların bizden ne bazı konularda ne kadar farklı olduklarını ve bu farklılıklarının onları sonuca nasıl götürdüğünü 2 saatlik maçta çok net bir şekilde gözlemledim. Bakın futbol örnekleriyle size açıklamay çalışayım.Maça başlamadan yaptığımız adeta taktik ağırlıklı pas çalışmalarının bir sebebi var. 7 kişilik takımda bizim kaptan bir ara konsantre bir an bozulunca, maçı durdurup bizle taktik toplantısı yaptı. 3-3 şeklinde sahaya diziliyoruz. Savunmada kesinlikle yan paslar, hücuma ise kanatlardan dikey paslarla çıkılacak, ortadaki adamların kanada geçişi ile dikey hücum yapılırken, kaleci de 3-5 adım ileri çıkarak bir nevi libero görevi görecek. Çizerek anlatmaya çalışayım.

Savunma (yatay kontrollü)
– – –
– – –

Hücum (kanatlardan dikey paslar)
–  –
–  –
–  –

Bilmem anlatabildim mi bu şekilde ama gerçekten inanılmazdı. Bu strateji sonrası 5 dakika da 2 gol geldi, bizim takım maçı aldı falan.

2. Disiplin. O pası veriyor, hemen yanına gidiyor, çevresine bakıyor, asla bencil oynamak yok. Takım oyunu çok ön planda. Yani halı saha maçındayız değil mi, biri de ileride kalsın geri dönmesin, şu yukarıdaki taktikte oynamasın. Hani “Spor” du, bir Alman için “İş”te “Spor”da bu demek.

3. Her insanın iyisi var kötüsü var. Doğal olarak milletlerde öyle. Bugüne kadar karşılaştığım “iyi” Almanların sayısı “kötü”lere göre fazlaydı, iyi kötü tabiri bana göre. Bunu bir kez daha halı sahada spor yaparken anladım. Çok gerçekçiler. Durum neyse o. Doğal olarak kararları da öyle alıyorlar, hayata öyle bakıyorlar. Hayal görmek ve ona kendilerini inanmakla değil, başarabileceğini görüp çalışmakla elde edebileceğine inanmak arasında fark var ve tüm toplum bunun bilincinde, inanılmaz. O yüzden de genel olarak süregelen bizi sevmiyorlar anlayışına katılmıyor, sevilmeme sebebimizinde bizden kaynaklandığını bir kez daha 2 saatlik maçta ve sonrasında gözlemledim.

4. Sıradan bir halı saha maçında oynarken Türk Milli Takımı ve Fatih Terim aklıma geldi. Hani o meşhur söyleyişi var ya, “Taktik maktik yok bam bam bam”. Almanların tüm hayata yaklaşımları böyle olunca, futbol takımlarıda böyle gelişiyor. Doğal olarak bu süregelen durum onları her kupada en az çeyrek final oynatıyor. Bizde ise tamamen yeteneğe bağlı, fevri, taktik(siz) ya da bir başka deyişle genel bir stratejisi çocukluktan itibaren olmayan jenerasyonlara bağlıyız. Doğal olarak o yıl yetenekli bir jenerasyonumuz varsa katılıyor ve yarı final görüyoruz yoksa katılamıyoruz bile. Aramızdaki fark sporda bu. Hayatın çok daha önemli diğer dallarında ise, eğitim, sanayi, bilim ve belki de sanat, uzun vadeli olmayan tüm başarılar aslında birer eksiklik ve gelişmenin önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor.

Sonuç

2 yıldır maç yapmayan ben, eve ağrılar içinde gittim. Yarın büyük ihtimal yataktan kalkma şansım yok. Başarının anahtarının gerçekleri görmek, kendini bilmek, daha çok çalışmak, takım oyunu oynamak ve disiplinden geçtiğini bir kez daha bu maç vesilesiyle gözlemledim. Almanya’nın tüm yıkımlara rağmen, hala dünyanın en gelişmiş ve zengin ülkelerinden biri olmasının arkasında bir sır yok. Şans da yok. Bu hayatın içinden gelen düşünceler dışında başka şeyler de yok.

Haftaya tekrar gidecek ve kondisyonumu geliştireceğim. Gerçek bir Alman disipliniyle futbol oynamaya çalışacağım. Taktiğe bağlı kalacak ve fevri davranmayacağım. Son olarak, maç boyu söyledikleri gibi -“Einfach Spielen”- basit oynayacağım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *