Google Kendi Mağazalar Zincirini Açıyor, Ya Sonrası

Bilgi Teknolojileri çok enteresan bir alan. Satış pazarlamasıyla, sosyal ağlarıyla, ar-ge faaliyetleriyle, topluluk yönetimleriyle, çok farklı. Alışılmışın dışında. Ne kağıt üzerindeki basın bu duruma hemen ayak uydurabiliyor, ne donanımcılar yazılımcılara yetişebiliyor (eskiden tersiydi), herşeyin değişebileceği çok büyük bir pazardan bahsediyoruz.

Artık senede satılan cep telefonu satışlarının, doğan insan sayısından fazla olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Bu dünyada her an herşey olabilir ama bazı şeyler önceden de görülebilir.

İçeriğinde Google bulunan blog yazılarımı takip edenler ya da bu yazıdan sonra okuyacaklar, Google’ın elindeki potansiyel güçleri henüz kullanmadığını ve zamanı geldikçe birer birer kullanmaktan imtina etmeyeceğini bilirler. Google, hep bahsettiğim gibi dünyada ‘tek olmak’ istiyor. Siz bakmayın ‘şeytan olma’ gibi mottoları olduğuna. Bugün dünyada Microsoft neyse, birçok alanda Google’da odur. Açık kaynak aldatmacalarını ve buna kanan birçok açık kaynak gönüllüsünü çıkarlarına nasıl kullandıklarını ben yazmaktan yoruldum, fakat hala görmek istemeyenler var sanırım. Neyse ki, Google her seferde benim imdadıma yetişiyor da, yavaş yavaş büyük planlar ortaya çıkıyor.

Yeni Silah: Mağazalar Zinciri

Belki aklınızdan geçiyordur şuan, sende iyice abarttın! Mağaza açmanın nesi silah olabilir ki? Haklısınız. Google’ın kendi zincir mağazalarını açması, onu ‘şeytan’ yapmaz. Fakat savaşa hazırlanmasını sağlar.

Google’a devam etmeden önce, biraz Microsoft cephesine bakmak gerekiyor. Microsoft eskiden sadece farklı firmalara yazılım üreten ve bazı ürünlerini lisanslayan bir şirket iken bugün, kendi donanımını üretiyor, yazılımlarını yine lisanslıyor ama bazı yazılımlarını herkese satmıyor. Kendi mağazalarını açtı. Kendi donanım ürünlerini satıyor, lisansladığı bazı firmaların ürünlerine de yer veriyor. Apple’dan şuan da tek farkı, başkalarına lisans vermesi. Onun dışında bir farkı var mı? Bu noktalarda yok. Peki Google’ı nasıl bilirdik?

Bizlere dünyanın en büyük arama motorunu ‘bedava’ sağlar. Hiçbir karşılık beklemeden, cebimize ‘on numara!’ işletim sistemli cihazların girmesini sağlar, ‘bedava’ bir tarayıcı ile hızlı bir internet deneyimi sağlar, web üzerinden sağladığı ‘bedava’ “office” araçlarıyla, Microsoft’a bağlılığımızı azaltmayı amaçlar, ‘bedava’ bulut depolama imkanı sağlar… Sağlar da sağlar… Bu kadar bedava, özgür ortamlar sağlayan Google’a ‘şeytan’ demek büyük haksızlıktır. Allah’ım sen Google’ı başımızdan eksik etme yarabbim! Amin! (Kraldan çok kralcılar)

Apple bu imkanları bizlere ücretli sunar. Microsoft çeşitleri arttırarak ücretli sunar, Google ise birçok hizmetini ücretsiz sunar!

Açıkçası ben ‘privacy concern’ (özel hayatımın gizliliği) delisi bir adam değilim. Özellikle son dönemde bulut bilişime geçmek, nereden akıllarına geldiyse, yöneticilerle yaptığım toplantılarda, okullarda, bu alana ilgi duyan belki de toplumun her kademesinden insanda aynı lafı duyarım. “Ayh, aman ya bilgilerimiz çalınırsa, gizliliğimiz ne olacak?!” Sen elin şeyi ile (kodları sadece Microsoft’ta olan işletim sistemi) her türlü bilgini, belgeni düzenleyip, mailler atıp, bankacılık işlerini hallederken hiç sorgulama “privacyini”, bu yüzden bazı ülkelerde uydurma belgelerle cezaevlerine girilsin, sonra buluta gönderirsem gizliliğim ne olacak! Çok komik insanlarız hepimiz.

Google bal gibi de, siz onu her açtığınızda lokasyon bilginizden tutunda, arama yaptığınız her kelimenin, harfin, giriş sıklığına kadar her türlü bilginizi süper algoritmalarıyla tutar. O yüzden facebook’da sürekli size yakın reklamlar, Google’da arama yaptığınız kelimeye uygun reklamlar, youtube’da telefon bakarken, lokasyonunuz, Türkiye’nin eğilimleri vs. neticesinde, Hilal Cebeci videosunda soluğu almanız, acaba gerçekten Google sıralamasında 2. sırada mısınız?, twitter’da niye hala bu #hashtag trend topic olmadılar, falanlar filanlar…

Ufak Not: San Fancisco’da bir grup mühendis arkadaşla ayak üstü sohbet ederken, Google, facebook ve twitter’da çalışan üç arkadaşta aynı şekilde, kendilerinin çoğu zaman CIA ve FBI ile çalıştıklarını, durumu son derece normal bir şekilde belirttiler.

Bilgi Teknolojisi kavramı var olduğundan beri, önemi azalmayacak ve her geçen gün artacak tek bir şey var! Bilgi’nin kendisi. Kim daha çok bilgiye sahipse, eğer zeka seviyesi 30IQ civarında değilse, Forbes’da ilk 100’e her zaman girecektir. Bu bilgilerden çok iyi şeyler geliştirirseniz, çok zekisinizdir, hak etmişinizdir, 1. bile olabiliyorsunuz.

Yazıya başka yöne vermemek için şimdilik bu konuyu keseyim ama başka bir yazı konusu bu olmalı. Bulut Bilişim ve Privacy.

İşte tüm bu privacy saçmalığını bir kenara bırakırsak, Google’ın devliği buradan gelir ve bunu işte bu ‘bedava’ yoluyla başarmıştır. Bir de arada açık kaynağın en büyük savunucusu gibi laflar duymuyor muyum çevremde, bazen cevap veriyorum bazen artık vermiyorum bile. En son LinuxCon‘da gümüş sponsor Microsoft iken, bronz sponsor olmayı tercih eden Google’ın; eminim ki bir çok farklı projeye kaynak sağlıyorlardır ve her yere büyük kaynaklar aktarmaları pek tabii beklenemez ama söz konusu LinuxCon ve Microsoft’un altında yazıyor adınız!…

Her zaman söylediğim gibi “çakma” açık kaynak işletim sistemi Android ile “çakma” Linux kullanıcısı Google merkezden ne beklenebilir ki? Bilgisayarlarının %80’inde ubuntu’nun Google’a özel versiyonunun kullanıldığı merkezinde bizzat bulundum. Bir dönem Python’un da en çok kullanıldığı yer olarak lanse edilen Google’da, mühendislerin bilgisayarlarında en çok “C++ ve Java” kodlandığını da belirtmekte fayda var. Dünyanın en komplike kandırılma operasyonuna imza atan Google’ı tebrik ediyorum. Bu çok net başarıdır ve bakış açınıza göre takdir edilir.

Şimdi Google mağazalarıyla geliyor. “Sanal ortamda?” muhteşem satış rakamları yakalayan ve zafer üstüne zafer kazanan Google’ın, sahalara bu denli ayak atma arzusu da pek tabii savaş hazırlığı.

Çünkü saha da Apple var, Microsoft var, Samsung var. Bakınız rekabet; yazılım alanında Apple, Microsoft ve Google arasındayken, şimdi en büyük tehdit Samsung bu alana da el atıyor (TIZEN). Mağazacılıkta Apple ve Samsung almış başlarını gitmişken, yanlarına Microsoft ve şimdi Google’da katılıyor. Donanım üretiminde Samsung ve Apple almış yürümüşken, şimdi yanlarına Microsoft ve Google katılıyor. Mobil alanda Apple kendi donanımı ve yazılımıyla bir ilah iken, başkasının kucağındaki Samsung onu izlemeyi kafasına koymuş fakat kucaktan kalkacağı zamanı iyi hesaplamaya çalışıyor. Bunu gören Google, kendi donanım ve yazılım testlerini Nexus cihazları ile atarken, Motorola ile tetiği çekmiş bekliyor. Microsoft kendi Windows Phone Surface cihazlarını hazırlıyor, Windows Blue ile Apple’laşmayı çoktan kafasına koymuş, bir de üstüne Nokia’yı ele geçirmiş bekliyor.

Rekabet ve savaş hazırlıkları o kadar büyük ki, buna Blackberry ne kadar dayanır hiç bilemiyorum. HTC ve LG gibi oyuncular ne önlem alacaklar, meçhul. Sony makul bir küçülme stratejisiyle pazarda yeniden konumlanabilirse, kendini kurtarabilir. Nokia zaten kul köle yapılmış. Lenovo, HP gibi büyük donanım üreticileri Windows 8 geçişiyle istediklerini pek bulamadılar. Hibrit modeller gayet güzel görünseler de, belki de pazarın aklı karıştığından tüketiciye beklentilerin altında ulaşıyor. Bu durum büyük donanım üreticileri fazlasıyla düşündürüyor. Beni de düşündürüyor açıkçası, ne yapacaklarını pek bilir gibi halleri de yok. Belki ortaklaşa bir yazılım fikri… Bilemiyorum. Pazar eski, bilindik bilgisayar satışları gibi hareket etmiyor artık. Anlamlı sonuçlar yok, grafiklerde artık daha fazla girinti çıkıntılar var.

Çevremizde gözlemlediğimiz veya gözümüzden kaçan her yerde yazılım ve donanım savaşları ufak cepheler halinde yaşanıyor. İleride büyük bir dünya savaşı kopacak. Belki hiç fark etmeyeceğiz bile zira soğuk savaşa benziyor bu.

Son uzgörümü tekrarlayayım, 2013 yılı sonunda birçok şey daha belirgin olacak ve herkes bu savaşın bizzat tanığı olabilecek.

Share/Paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published.