Resimsiz, Kısa, Dünya ve Türkiye Ekonomi Tarihi-1

1950 yılında kabul edilen Harrod-Domar ‘Ekonomik Büyüme Modeli’, günümüzde kabul gören ‘Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınma’ modeliyle büyük ölçüde çelişmektedir!

Bu çelişki aslında son derece mantıklıdır.

Büyük sermaye sahibi devletler (ve güç odakları), gelişmeye açık olan ülkelere o yıllarda (1950 ve sonrası) önerdikleri bu modelle daha çok cari açığa sebep olmuşlardır. Ülkemizde ise bunun tam olarak uygulanması “Özal” dönemine denk gelir ki, ilk kez cari açığın bu dönemde çok ciddi artması ve “borç yiğidin kamçısıdır anlayışının da sosyal düzeye dayatılmasıyla’, tabi bu dönem sosyal hayata etki eden günümüzde buraya nasıl geldik, biz böyle nasıl olduk, temelli bir çok sorunun sosyal kaynağıda yine bu dönemde alınan ‘ekonomik ve siyasal’ kararlarla doğrudan etkilidir ya belki sonra daha detaylı değiniriz, bu yapı Türkiye‘de de bu dönemde başlatılmıştır. Günümüzde çoğu ülkenin hala gelişmekte olan ülkeler statüsünde yer alması ve bir türlü gelişimini tamamlayaması, bu ekonomik modele uymalarına rağmen hala vahim bir sonuçtur. Bu da sistemi dayatanların amaçlarına tam olarak hizmet ettiğini gösterir aslında.

(Sistemlerin üretildiği yerler çok önemlidir, zira sizin vizyonunuzu çizmediğiniz bir yapı, her ne kadar işinin ehli insanların elinde misyon kazansa da, vizyon herşeydir ve misyon sadece araç.)

Ne yazık ki! globalleşen dünyada, ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ modeli çok farklı katılımcıların katkılarıyla oluşmuş, her ne kadar yine büyük sermaye sahipleri etkin olsada, ‘Harrod-Domar’ modeliyle en sonunda çelişmiştir. Geç kalınmış ve artık bu modele tüm devletlerin uymasının mümkün olmaması dünyada hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Üstelik bu plan dahilinde hala gelişmekte olan ülke konumunda kalacak ülkere hiç bir faydasıda yoktur. Bu sistemde güzel görünmesine rağmen, yanlış zamanda yanlış yerde, yada bilerek bu zamanda ortaya atılmasıyla, sistemi stabil kılmakta, her ne kadar güzel görünsede sermayeyi muhafaza etmeye yöneliktir.

En büyük propagandası da, ete kemiğe bürünmüş yardım dernekleri, STK’lar (NGO) ve bağlı kurumların ‘Daha yaşanabilir, Daha demokratik, Daha özgür, Daha yeşil, Daha çok temiz su’ sloganları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Zira bunların en büyüklerinin, en büyük destekçileri(sponsorları) dünyayı daha az yaşanabilir bir yer kılmakta 1. sırada gelen devletler ve şirketlerdir. Bizde kendi aramızda topladığımız 5 doları buralara bağışlar ve herkesin, farklı şekillerde inanışına göre, görevimizi yerine getiririz.

Sistemin ufak bir çarkı bu şekilde dönerken, mevcut ‘demokratik’ siyasal zırvalamalar bunu desteklediği için bu çark, direk toplum yaşamını etkiler, sosyolojik yapıda önemli bir değer oluşturur ve siz bu yapıya yardım etme ihtiyacı, içinde bulunma ihtiyacı hissedersiniz. İkisinde de yer alamıyorsanız en azından sözlü olarak destekleme ihtiyacı duyarsınız.

İşte bu da sistemi güçlü kılar. Çarklar dönmeye devam eder…

Share/Paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published.